KUPON TASARIMLAR

21 Mart 2009 Cumartesi

CUMBALAR VE HİKAYELERİ

İslam mimamirisinde ona uygun yaşam kurallarının izleri çok belirgindir; yüksek duvarlar, dışardan görünmeyen, avlu şeklinde tasarlanmış bahçeler ve en önemlisi balkon yerine kullanılan cumbalar. Hepsi içine kapanık yaşamın, mahrem anlayışının sonuçlarıdır.İşte bu kapalı yaşamın dışarı açılan tarafıydı cumbalar, üç cepheye açılan pencereleriyle.

Kimbilir nelere tanık oldu bu cumbalar: dillere destan aşklara, acı dolu hayatlara, içine kapanık yaşamlara, göz süzmelere, sohbetlere, acılara, neşelere, musiki gecelerine, Türk kahvelerine, gözü yollarda kalmış sevdalılara, fallara,asker yolu gözleyen analara, babasını beklemekten yorgun düşen çocuklara...Ve daha niceleri.


TEL TEL TARADIM ZÜLFÜNÜ
TELLERiNE GÜL BAGLADIM
GÖGSÜNDEKi GONCA GÜLÜN
YAPRAGINA TÜL BAGLADIM


GÜL FiDAN GiBiDiR KENDi
YOKTUR CiHANDA MEGENDi
BEN DEGiL ALEM BEGENDi
ENDAMINA BEL BAGLADIM

GAMZELERi GÜL GÜL AÇAR
ETRAFINA ALBER SAÇAR
KAHi GÜLER KAHi KAÇAR
KAÇMASINA YOL BAGLADIM,

kimbilir kimler, kaç kez mırıldandı bunu, yol gözlerken...

Yine ne varsa eskide var, şu mimariye, şu işçiliğe, şu detaylara bir bakın. Hiçbir şey baştan savma değil, her bir kıvrımın bile öyküsü var. Cumbanın tam altındaki desteklerin adının 'eli böğründe' olduğunu biliyor muydunuz? Adında bile ahenk var, asalet var. 'Şimdi' den söz etmek bile istemiyorum. 'Eski' nin tadını çıkaralım biraz, bugün'e değinmeden...


Umarım bu canım evleri, tarihi ahşap evleri korumayı çok geç olmadan öğrenebiliriz. Ve artık hakkında hiçbir şey bilmediğimiz, görmeye alıştığımızdan sıradan gelmeye başlamış, aslında tarihimizi, bizi barındıran bu evlere farklı gözle, yaşanmış hikayeleriyle, detaylarıyla bakmayı öğreniriz.